Yurtiçi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mesafe
İstatistikler
Toplam: 37549
Aktif: 3
Bugün: 32
Dün: 74
Revize Yazılar

Bana Ulaşın

        

 

......

Bursa

bi kaç kez gitmeme rağmen en akılda kalıcı olanı şüphesiz ki cemaatle yaptığım yolculuktu. karar kılınmış arkadaşlar toplanmış ve gece 11 sularında “fem”in önünde buluşmak için sözler alınmıştı. 

bismillah nidalarıyla gece yarısı başlayan yolculuğumuz ilahi sesleriyle de uhrevi bir ortama bürünüyor feyzden geçilmiyordu ortalık. kıssalar gırla gidiyor coştukça coşuyordu mübarek abiler. tabi ben bu sırada “fak dı saystım” felsefesiyle hareket ediyor, hard metalin dibine vuruyordum. 

gece 3 civarında şoförümüz ismail abi yorulmuş olsa gerek bir mola veriyor ki bende o sırada güzel tatlı uykumdan uyanmış oluyordum. sıcak koltuğumdan kalkıp bi helayı ziyaret ediyor ve ardından yolculuğa kaldığımız yerden devam ediyorduk. sabah 5-6 gibi sıcaktan mayışmış olan bedenimi bir mübarek dürtüyor -kalk ulu camiye geldik- diyordu. 

abdest almak için soğuk olan mermer rüya görmediğimi söylüyor ve buz gibi su bunu perçinliyordu. artık iyice kendime geldiğimden hemen sarılıyorum fotoğraf makinesine ve muhteremlerden birinin eline tutuşturuyorum. 

image

bu ilk kareden sonra ibadet faslı başlıyor ve derinden ağır bi uyku basıyor yine. 

çıkar çıkmaz soğuk havanın da etkisiyle hafiften bi kendime geliyorum ve tarihi surlar içerisinden bi çay ocağında çayımızı yudumlarken her şey anlam kazanmaya başlıyor.

kahvaltıdan sonra saat kulesini görmek ve osman-orhan gazi lere selam vermek için tepeyi çıkıyoruz. şehre sis inmiş manzara görünmüyor pek. madem manzara yok bari şu kuleyle bi fotoğraf çekinelim diyerekten basıyoruz deklanşöre

image

ardından rotamız yeşil türbe. aslında kendisi turkuaz. çelebi mehmet kendisi için yaptırmış. içerisi oldukça sade. yanında oğullarının da kabirleri mevcut. zannımca kabiri gece yarısı yapmışlar ya da ilk yaptırıldığında çiniler yeşilmiş. sonradan solarak mavi olmuş??? “

ancak bu demde neyin rüya neyin hakikat olduğu anlaşılmaz diyerek son noktayı koyuyorum.”

image

türbeden ayrıldıktan sonra uyku iyice bastırıyor bende bi red bull çakıyorum çünkü şimdi işin civcivli tarafı başlıyor ama pek bi faydası olmuyor enerji drinkin. 

yokuş yukarı çıktıkça sisin içine giriyoruz ve ardından bi güneş parlıyor masmavi gökyüzünde. aşağıda hava dokunsan ağlicak yukarsı güllük gülistanlık. yarım saat sonra uludağa varıyoruz. nisanın ortasında etraf bembeyaz. hepimiz şok tabi. geçin diyorum muhteremlere bi de ben sizi çekeyim.

image

pırlanta gibi üçü de yerde ki kardan daha ak daha pak insanlar.(gerçi yerdeki kar zift olmuş pislikten dile gelmiş de..) selam olsun hepsine. 

uludağa kadar gelmişken teleferikle zirveye çıkıp manzarayı bir de oradan izliyoruz. yeşil-beyaz-mavi triyosu insanı kendinden alıyor. zeynelin eline tutuşturuyorum kamerayı çek diyorum bu enfes manzarayı.

image

hava kısa kollu giyecek kadar sıcak değil di aslında ancak karın kışın arasında ayrı bir hava katmıyor değil doğrusu. çok da fena da değildi. 15 dereceden sıcak olduğunu sanıyorum ki karlar da mıyır mıyır olmuş kayarken her yanımız ıslanmış ve buz tutmuştu. pişmanmıydık? hayır. kendimizi toparlamak için biraz aşağılarda karın olmadığı bi tür mesire alanında yemeğimizi yedikten sonra sıra çay içme faslına geliyordu ki bunun için de kocccca bi çınarın altına gidiyoruz.

sonradan öğrendiğim kadarıyla inkaya çınarıymış. ülkenin en büyük ağacı olan bu çınar inkaya köyünün merkezinde bulunuyor. dibine de bi çay bahçesi yapmışlar. köyün nüfusu her gelen otobüsle ikiye katlanıyor.

image

hayran kalmamak elde değil. “bundan da amma iyi kereste çıkar hee” oluyor ilk yorumum. devlet-i ali ile neredeyse yaşıt olan bu koca çınarın gölgesinde içtiğim çay bir başka huzur veriyor, nirvananın  kapısından dönüyorum. 

çayımızı yudumladıktan ve fotoğrafımızı çekindikten sonra ayrılık vakti geliyor. zaten saatte akşam olmakta ikindin gibi yola çıkıyoruz. sıcak sıcak oturduğum koltuktan uzaklara dalıyorum. taa ki muhterem bi el beni dürtene kadar. 

izmitte deniz kıyısında oturup nevalemizi ve olmazsa olmaz bim gofretimizi yiyoruz. hava güzel karşı da pendik e kadar gözüküyor. suda ise olmazsa olmaz denizanaları.

nevalemizi yedikten sonra minibüsümüze atlıyor ismail abinin açtığı oyun havalarıyla kendimizden geçiyorduk. giderken açılan ilahilerin modası geçmişti anlaşılan. vakit çabuk geçmiş evimize hemen gelmişiz. herkesin yüzünde mutlu bir gülümseme var. herkes feyzini almış vedalaşmalar başlamıştı. yine saat gece 11 gibi başladığımız noktaya geri dönmüştük. cem karacanın da dediği gibi “bu döngü kısır döngü gideyom gidemeyom” diyerekten bi gezinin altına daha imzamızı atmıştık.

siz siz olun kestane şekeri almadan, ulu camiyi görmeden, yeşil türbede bi fatiha okuyup kulenin orda foto çekinmeden ve mümkünse bi iskender yemeden dönmeyin derim..

 

bursa fotoğraf albümüne  ulaşabilirsiniz.

29.04.2012

Önceki: Antalya-2
Sonraki: Denizli
Yurtdışı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saat
Site İçi Arama

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Omnportal