Yurtiçi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mesafe
İstatistikler
Toplam: 37549
Aktif: 2
Bugün: 31
Dün: 74
Revize Yazılar

Bana Ulaşın

        

 

......

Tiran

17. yüzyıla kadar Dıraç vilayetine bağlı bir köy, bugün ise Arnavutluk nüfusunun %20’sini barındıran koca bir metropol olan Tiran, beklentilerimin oldukça altında kalan donuk bir başkent. Dönem dönem, parça parça 500 sene Türk himayesi altında olan Arnavutluk’tan nice komutan, devlet adamı yetişmiş lâkin (bize göre) ihanet eden bir şahsı da ülkenin milli kahramanı ilan etmişler. 1700’lerde Osmanlı imaretleriyle büyüyen şehir, Ethem Bey Camii ve saat kulesi çevresinde gelişmiş. Enver Hoca döneminde dış dünyaya tamamıyla kapalı bir politika izleyen ülkede komünizmin yıkılmasının ardından gökdelenler, iş merkezleri yeni yeni yükselmeye başlamış. Hala daha Arnavutların AVM kültürüne tam adapte olduklarını düşünmüyorum.

Kentteki ilk izlenimlerim oldukça geniş ve yeşil bir dokuya sahip olması. Parklar, kanallar hatta şehir merkezine oldukça yakın olan göl şehre taze bir hava katıyor. Gelebilirseniz, geniş caddeler, Avrupai yapılar hoş fakat gelebilirseniz! Koskoca başkentte otogarın olmayışı kesinlikle en büyük eksiklik! Bu sebeptendir ki hadi geldiniz diyelim, gitmesi de o denli güç. Ne bir tabela, ne bir site. Tavsiyem 35 km uzaklıktaki Dıraç’tan biletinizi alıp seyahatinizi oradan planlamanız yönünde. Tiran’da şehirler, ülkeler arası ulaşım çeşitli tur firmalarınca sağlanıyor. Her firmanın otobüsü de acentenin önünden kalkıyor fakat ne zaman, nereye gideceğini kestirmek güç. Diyelim ki Karadağ’a gideceksiniz. Bir sefer buldunuz fakat yeterli sayı sağlanamadı, hop otobüs iptal.

Dıraç’a ise kendi adını taşıyan Ulusal Müze’nin yanından akan Durres Caddesi’ni takip ederek ulaşabilirsiniz. Cadde bitiminde karşınıza çıkan Zogu Bulvarı’nın sağında kalan Pallati i Sportit durağından Dıraç, bulvarın solunda kalan Unaza durağından ise İşkodra’ya gün içinde yarım saatte bir dolmuşlar kalkmakta. Yanılmıyorsam 3-5 lira arası bir değer. Yine de turist diye itelemesinde diye yerel halktan kaç lek alıyorlar bir kontrol etmekte fayda var. Dolmuşa bindiniz, kurallar evrensel. Biri arkadan dürtüp elinize para sıkıştırırsa şaşırmaca yok. Size söylediğinin aynısını bir önünüzdekine tekrar edip parayı uzatarak zinciri tamamlayınız.

Şehir içinde raylı sistem bulunmazken otobüslerin nereye gittikleri konusunda en ufak bir fikrim yok. Günlük 10 km yürümeyi göze alırsanız bütün kenti dolaşabiliyorsunuz ki caddeler, ana arterler oldukça muntazam. Şehrin en merkezi, en canlı noktası İskenderbey ve Rahibe Teresa Meydanları arasında kalan Ulusal Şehitler Bulvarı. İtalyan egemenliği altında imar edilen bulvar, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İtalyanlara karşı canını feda eden Arnavutlara ithafen bu isimle anılır olmuş.

Ben de gezime bu noktadan başlamaya karar verdim. Merkezde ulusal tarih müzesi yer alıyor. Ön yüzündeki freskte ise ulusun kurtuluşu resmedilmiş. Antik çağlardan Hoca rejimine kadarki olaylar kısaca resmedilmiş. 200 lek değer biçilen biletler günümüzde kabaca 6 tl ediyor. Saat yönünde ilerlersek opera, Ethem Bey Camii ve Saat kulesi ile Tiran Belediyesi’nin binalarını görmek mümkün. Bu arada yer alan Nentori Caddesi’nden Elbasan’a minibüsler kalkıyor. Dıraç ve İşkodra’nın ardından buraya da ulaşım tamam, haydi tava yemeye.

Yola çıkmazdan evvel meydanın asıl kahramanı İskenderbey’i de bir analım:

 Arnavutların yüce komutanı Skenderbeu, Tiran’ın kuzeyindeki Leş (Lezhe) diyarından Osmanlı sarayına giren devşirme bir ufaklık. 20 yıl boyunca en üst rütbelerde Osmanlı’ya hizmet ettikten sonra 1443 Niş Muharebesi’nin kaybedilmesi sonucu kendine bağlı birlikleri alır ve doğduğu topraklara giderek krallığını ilan eder.  Kısa zamanda bölgedeki Arnavutları örgütleyen ve 15 bin kişilik bir ordu oluşturan İskender Bey İslam’ı reddeder, Georgi Kastrioti adıyla, Papalık ve Venedik’in de ciddi yardımlarını alarak ölümüne kadar Osmanlı’ya direnir. Bağımsızlığın fitilini ilk ateşleyen Arnavut isim olan İskenderbey bu sebepten milli kahraman ilan edilmiştir.

Hem İstanbul’un alınmasını hem de Balkanlar’daki ilerleyişin geciktiren paşayı 25 yıl hükmettiği topraklardan atmaya Osmanlı’nın o zamanki gücü yetmez. Şahsın ölümünden sonra Fatih toparlar orduyu dayanır Leş surlarına. 25bin nüfusa sahip kenti 30 bin kişiyle kuşatan Fatih, yakar, yıkar, Arnavutları susturur ve Osmanlı hâkimiyeti sağlam bir yer bulur kendine. Arnavutlar ise bir dahaki bağımsızlık bildirgesini okumak içinse 450 sene bekleyeceklerdir.

Pek çok devlet binasının bulunduğu caddede öyle kafanıza göre fotoğraf çekmece yok. En azından beni uyardırlar ben de size aktarayım. Rinia Parkı’nda soluklanana kadar İçişleri ve Ekonomi bakanlıklarını geçeceğiz. Parkta bağımsızlık anıtı, Berlin Duvarı parçası ve Enver Hoca zamanında inşa edilen mantar gibi ülkenin en alakasız noktalarında bile görebileceğiniz bir bunker yer alıyor. Olası işgalcilere karşı yapılan bu ufak sığınaklardan bu Sivas kadar ülkede 750 bin tane bulunuyormuş.

Parktan ayrılıp Lena Nehri’ni geçtiğinizde solunuzda Piramit kalıyor. Hoca döneminde fuar alanı olarak kullanılan yapı hocanın ölümü ardından da mozole olarak düşünülse de günümüzde spor salonu olarak kullanılıyormuş. Dünya’nın ilk resmi ateist devletini kuran Hoca ise Şehitler mezarlığında yatıyor. Evi ise piramide oldukça yakın. Şehitler caddesini dikine kesen İsmail Kemal Caddesi üzerinde yer alıyor. Evi ise öldüğü günden bu yana kapalı. Ayrıca bu bölgeye Blloku deniyor ki Tiran’in en kallavi bölgesi durumunda.

Burayı da geçtikten sonra caddenin sonunda Tiran Teknik Üniversitesi görünüyor. Hemen komşusu ise başkanlık sarayı. Üniversitenin ardında yer alan orman ve göl kent hayatından kaçmak için oldukça yakın ve dingin.

Gezdik, dolaştık, epey de acıktık sanıyorum. Yemek adına Blloku’da ki restoranlar yahut bütçeye uygun olsun derseniz Kavajes Caddesi’nde yer alan Türk restoranlarını da deneyebilirsiniz. Yazının başında da bir takım olumsuzlulardan bahsettiğim şehirde ya ben gezmeyi bilmiyorum ya da gerçekten sıkıcı bir havası var, tercih sizin. 2 günün verimli olarak kullanıldığında yeterli olacağını düşündüğüm Tiran’dan ziyade ülkenin tarihi şehirleri yahut Adriya’nın serin suları daha cazip duruyor. 

Önceki: Albania
Sonraki: Dıraç
Yurtdışı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saat
Site İçi Arama

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Omnportal